Çocuk eğitiminde yöntemler
2/12/2008 · Kategori: _OCUKÇocuk büyütmek sorumluluk isteyen ciddi bir iş ve bu konuda herkesin farklı görüşleri var. Kimi, kendi ailesinden nasıl gördüyse aynen bunu uygulamaya devam ederken, kimi de ailesinin kendisine uyguladığı ama kendisinin hoşlanmadığı yöntemlerden uzak durmaya bakıyor. Ancak hangi yöntemi kullanırsanız kullanın, önemli olan uyguladığınız eğitim şeklinin 21. yüzyıl çocuğuna uygun olmasıdır.
Çocuk eğitiminde 4 tip anne-baba olduğu söylenebilir. Bu yöntemleri inceleyerek hangi grupta yer aldığınızı ve bunların iyi ve kötü yanlarını görebilirsiniz.
Özgürlükçü anne-babalar
Bu tarz yaklaşım, özellikle de savaşın gaddarlığına bir tepki gibiydi ve 40 yıl önce oldukça popülerdi. Özgürlükçü anne-babalar çocuklarına sevgiyle yaklaşsalar da, genellikle konulması gereken sınırları, kuralları koymazlar.
Çocukların uygun olmayan davranışları çoğu zaman görmezden gelinir. Bu şekilde yetiştirilen çocukların genelde yaratıcı ve orijinal oldukları gözlemlenir. Ancak ortama uymakta zorlanır, dürtülerini denetlemede ve sorumluluk kabul etmede isteksiz davranırlar.
Açık ve net sınırlar olmaksızın çocuğun aklı karışır, kendini güvensiz hissedebilir ve yanlış kararlar alır.
Otoriter anne-babalar
Otoriter ebeveynler itaate değer verirler. Onlara göre hayatın nasıl yaşanacağı kurallarla kontrol edilir, her şey önceden şekillendirilir. Çocuk, kendini nasıl yöneteceğini öğrendiğinden değil, ama cezadan korktuğu için itaat etmeyi öğrenir. Bu tarz, günümüz toplum yapısına aykırıdır. Çünkü artık yeniliklere ve seçme hakkına değer verilmektedir.
Bedensel cezalar, çocukta problemlerin şiddetle çözümlenmesi gerektiğine dair bir kanı uyandırdığından, gene günümüz anlayışıyla bağdaşmaz. Sürekli emir almayı kabullenir şekilde yetiştirilen çocuk, istediği herkese kolayca öykünür ve etkinliklerde asla inisiyatifi eline almaz.
Pasif anne-babalar
Bu tip anne-babaların beklentisi azdır ve buna bağlı olarak verdikleri tepki de minimum olacaktır. Çocukla ters düşmemek için kural koymazlar. Çocuğun kendi başına büyümesine izin verdiklerini düşünürler. Buna karşılık çocuksa, anne-babasının ilgisiz olduğuna inanır. Bu tür ailelerin çocukları genellikle sosyalleşme yeteneklerini geliştiremediklerinden, ya çekingen, ya sinir bozucu veya egoist olurlar ve çoğu zaman da kendi güvenden yoksun kalırlar.
İlgili ve demokratik anne-babalar
Bu gruba giren ebeveynler, çocuklarına kayıtsız şartsız bir sevgi sunarlar. Ancak bunu yaparken uyması gereken birtakım kurallar belirlemeyi de ihmal etmezler. Çocuğun sorumluluk alması eğitimin öncelikleri arasındadır. Bu nedenle de çocuğa seçim yapması sağlanan pek çok fırsat sunulur ve yaptığı seçimlerin sonuçlarını yaşarken de ihtiyacı olan rehberlik verilir. Bu yöntem, günümüzün hızlı yaşantısı için en uygun yöntemdir. Bunun nedeni, artık seçeneklerin sınırsız olması ve bir şeyi yapmak için doğru olan birden fazla yöntemin olmasıdır. Bu şekilde eğitilen çocuk, sorumluluk duygusu geliştirir, daha akıllıca seçimler yapar, değişikliklere ayak uydurur ve kendine güveni oluşur.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Aman çocuklar duymasın
2/12/2008 · Kategori: _OCUKHakikaten onlara zevkli, keyifli, öğretici, eğitici, şefkat ve sevgi dolu bir çocukluk, gençlik verebiliyor muyuz? Yoksa daha küçücük çocukken mutsuz mu oluyorlar? Onları ev içi şiddetle tanıştırıp, en azından çok sevdiği iki kişi arasında mı bırakıyoruz? Onun ruh sağlığının bozulduğunu bazen göremeyiz ve kendi üzüntülerimizle dahi baş edemezken, tabii ki onlara yardımcı da olamayız! Zavallı yavrucaklar kah azgınlık yaparak, kah içine kapanarak, kah ağlak mızmız olarak reaksiyon gösterirler. Veya daha küçükse birdenbire altına etmeye, tik yapmaya, tırnak yemeye, kardeşini dövmeye, belki de kekelemeye başlayarak, bazı şeylerin iyi gitmediğini bize anlatır. Eğer ergenliğe girmişse bu sefer tembelleşmeye, asileşmeye, ev içinde terör estirmeye, dışarıda bir takım sıra dışı guruplara girmeye, aradığı anlayış, sevgi ve şefkati, başka yerlerde aramaya başlar.
Her çocuk mutlu bir aile ister
Saçlarını çeşitli renklere boyar, ukala veya narsist bir insan tipi çizerken, içindeki saf çocuk, mutlu bir anne baba arar. Her evdeki kavgada, biraz daha kahrolur, biraz daha ipin ucunu kaçırır. Bir evlilik terapisti olarak, bize gelen sorunlu evliliklerde çocukların ne derece bundan etkilendiklerini görmek isteriz. Zira münakaşalar, ağlamalar, evden gitmeler, küfür veya itiş kakışlar, imkanı yok çocuklar tarafından, bir teyp gibi kaydedilir. Genelde ebeveynler çocuklarının bilmediğini, duymadığını, onlara göstermediklerini iddia ederlerse de, biz gerek psikodrama gerek çizilen resimlerde, gerek karşılıklı konuşmalarda, taze ruhların ne denli çizildiğini görür, anne ve babayı bilgilendirip, yönlendiririz. Bazen de çocukta doğuştan olan bir rahatsızlık anne ve baba arasındaki zaten sağlam olmayan ilişkileri, daha da gerer. O zamana kadar, çok bariz olmayan problemler, su yüzüne çıkar. Veya önceleri birbirlerine kilitlenen ebeveynler, zamanla kendileri de ruh sağlıklarını kaybetmeye başlarlar, dolayısı ile kavgalar, anlaşmazlıklar, bezginlikler, gerginlikler, derken yardım almaya karar verirler. Evlilikleri, kendilerindeki değişmeler dolayısıyla hastalanmıştır.
Sessiz protestolar
Bazen de yetişkin çocukların, anne ve babayı (anlaşamadıkları veya kavga ettikleri, hele dırdır, ihanet işin içine girmişse) suçladıklarını görürüz. Alenen taraf tutar veya ikisini de "nefret ettikleri" kişi olarak görürler. Kavgalar, dik başlılık, kapı çarpmalar, en kötüsü evi terk etmeler, arkadaşlarda gecelemeler, daha da vahimi madde bağımlılıkları, içki ile sessiz protestolar çoğunlukla da intiharı düşünmeler ve belki de teşebbüs etmeler. Eğer evlilik devam ediyorsa, baba bir otorite figürü olarak, gencin karşısında pasif kalıyorsa, durum cidden vahim olur. Zira psikolojik yardım almadığı gibi; anne ve babasının evliliğini de müthiş sallar. Genelde eşler birbirlerini suçlar ve karşılıklı olarak zaaf gösterip bu günlere, diğerinin sebep olduğunu iddia ederler. Dolayısı ile iletişimsizlik, gerginlik, yanlış anlama, suçlama ve kavgalar, terapi bitince çocuk veya genç, ya kendiliğinden; ya da yardımla, düzelme yoluna girer.
Üvey çocuk çıkmazı
Üvey çocuk bazen bir evliliği hırpalar. Eşlerden birinin çocuğunun olması, diğerini nedense çok rahatsız eder. Eşin bir anne, ya da baba olarak gösterdiği ilgi ve sevgiyi, diğer taraf hazmedemez. Ya çocuğun yaptığı her şey suçtur; ya da söz dinlemiyordur! Ya da diğer eş yüz veriyordur, taraf tutuyordur, çocuğuna arka çıkıp kendisini korumuyordur! Ne kadar hazindir ki bu da, hem o ailede, hem de bilhassa o çocukta büyük tahribata sebep olur. Taraflar, onun bir çocuk, bir genç olduğunu unutur ve birbirlerini, evliliklerini yıpratırlar. Lüzumsuz, gereksiz tatsızlıklar, suçlamalar, şiddet, evden ayrılmalar velhasıl her türlü gereksiz, anlamsız aile içi dramlar...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ÇOCUK ÜZERİNE
9/11/2008 · Kategori: _OCUK
“Çocuk” Türkçe bir sözcük ve sözlükte 7 tane karşılığı var: 1- Küçük yaştaki oğlan veya kız; 2- Soy bakımından oğul veya kız, evlat; 3- Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak; 4- Genç erkek; 5- (mecaz) Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. ; 6- (mecaz) Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse; 7- (mecaz) Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.
“Çocuk” kavramının modern bir tanımlaması 20 Kasım 1989′da Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile yapılmış: “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır.” Birleşmiş Milletler (BM)’nin böyle bir tanımlamaya gitme nedeni trajik: Çocukların fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalmaları. ( istismar )
…
BM ve Türk Dil Kurumu (TDK ) ‘nın çocuk tanımlamalarını karşılaştırınca, Türk toplumunun çocuğa bakış açısını apaçık görmek mümkün. Düşüncesizliğin ya da acemiliğin çocuklukla bağdaşlaştırılması bizim çocuğa bakış açımızı gözler önüne sermiyor mu? İnsan geleceğinin kutsal bir parçası olan çocuğun küçümseyici deyimlere konu olması ait olduğu toplumun geleceği hakkında da ipuçları veriyor. Çocukluğu düşüncesizlik ve acemilikle özdeşleştirmek, ancak kendi geleceğimizi düşüncesizce ve acemice biçimlendirmek olabilir. Hayal gücü küçümsenen, ifade ettiği etmediği düşünceleri göz ardı edilen, başkalarının yanında yaptığı hareketlerle büyüklerince çoğu kez utanç kaynağı olarak görülen çocuk, ilerisinin çarpıklığını ve tekdüzeliğini simgelemekten öte ne yapabilir?
Aileler, dolayısıyla toplumlar, çocuklarına sundukları özgürlük ölçüsünde özgürdür. Yasağa ve yasaklamaya alışmış insanımız, doğal olarak, bunları kendi geleceğine, çocuklarına, yansıtmaktan geri durmuyor. Kişisel ve toplumsal özgürlüklerin farkında olmayan; sınırları başkalarının, hem de en yakınlarının, elleriyle çizilen çocuk, sadece kendisine verilen evrensel bir takma isimle büyüyebiliyor. Sonuç ise iç karartıcı, hazin bir tablo: reşit olma yaşı 18′e kendini ifade etmekten yoksun giren; üçgenin iç açıları toplamı, çarpım tablosu, iki paralel arası mesafe, metanefroz böbrek ve Tanzimat şairleri ekseninde dönelip duran insan yığınları. Bundan sonrası gerçekten bir trajedi: Bir yanda güncel gelişmeleri gereksiz ve sıkıcı bulan, sosyal ortamı televizyon ve magazin üzerine kurulmuş bir gençlik. Öte yanda gençliği ülkenin duruma kayıtsız kalmakla eleştirmeleri ve “ah o eski gençlik” iç geçirmeleriyle ebeveyn - yaşlı grubu.
Çocuğun yetiştirilmesi, onun kendini “birey” olarak hissetmesini sağlamakla mümkündür. Çünkü birey, toplumun ve toplumdaki konumunun farkında olan, kendini bu konum içinde değerlendirebilen ve ifade edebilen insandır. Kendini küçük yaştan itibaren birey olarak nitelendiren bir çocuk, kendini ve kendini ifade etmesini öğrenecek ve bu öğrendikleri ile kendi çevresini anlayacak ve tanıyacaktır. Aynı şekilde çevresi de çocuğu ifade ettikleri ile tanıyacak ve toplum çocuğa evrensel konumunun yanında ulusal ya da yerel bir konum biçecektir. Bu hem insanın topluma karşı duyarlılığı açısından önemlidir, hem de toplum kendi geleceğini belirleyecek insana bir kuvvet kazandırmıştır.
…
“Çocuk”, evrensel ya da ulusal bütün tanımlamalardan öte bir anlam taşır. Bu anlamı biçimlendirecek olan ise çocuğu kendisidir. Önemli olan bu biçimlendirmenin bilinçli ve özgür bir ruh ile yapılmasıdır. Çocuk, bilinçli ve özgür bir ruhu hak eden - belki de – evrendeki en saf varlıktır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!











