Eğer saç dökülmesi sorunu yaşıyorsanız yalnız değilsiniz! Kadınlar ile erkeklerde görülen saç dökülmelerin nedenleri farklıdır. Kadınlardaki çoğu saç dökülmesi yani erkek tipi dökülmelerin daha kolay tedavi edilebilir.İşte saç dökülmesine neden olabilen bazı faktörler..
Demir eksikliği: Kansızlığa bağlı, demir eksikliğine bağlı anemi saç dökülmesine neden olabilir. Ancak kendi kendinize demir içeren vitaminler almayın çünkü fazla demir de bazı hastalıklara neden olabilir. İlk olarak kan sayımı yaptırarak demir eksikliğiniz olup olmadığını öğrenin.

Tiroid: Aşırı çalışan ya da çalışmayan tiroid saç dökülmelerine neden olabillir.

Östrojen seviyesinin düşük olması: Çoğu kadın menopozdan sonra veya bu sırada saç dökülmesi sorunu yaşayabilir.
Gebelik öncesi hormon değişiklikleri: Anne adayları ilk 6 ay boyunca yaşadıkları hormonal değişimlerin sonucu saç dökülmesi sorunu yaşayabilir ancak hormonları normale döndüğünde saçlar yeniden çıkabilir.
Telogen effluvium: Uzun bir dönem içinde saçta yaygın olarak görülen incelme ve dökülmedir. Hamilelik, hastalıklar ya da stres gibi faktörler etkili olabilir.
İlaçlar ya da tedavi: Çocu ilaç ya da tedavi saç dökülmesine neden olabilir. Eğer bu tür bir durumla karşılaştıysanız doktorunuzla konuşarak tedavinizin gözden geçirilmesini isteyebilirsiniz.
Yüksek seviyede A vitamini ya da Selenyum: Eğer ihtiyacınızdan fazla A vitamini ya da selenyum aldıysanız bu tür bir son uçla karşılaşabilirsiniz.
Sigara saç dökülmesine neden oluyor : Erkekler üzerinde yapılan araştırmalarda sigara içmenin de saç dökülmesini artırabileceği belirlendi. Kadınblar üzerinde bu yönde henüz bir çalışma olmamasına rağmen, sigaranın bu tür sonuçlar doğurabileceği açık.Saçlarınız dökülüyorsa ne yapmalısınız?Saç dökülmesi sorunu yaşıyorsanız yapmanız gereken saç dökülmenizin ne zaman başladığı, sebeplerinin ne olabileceğini belirlemek ve saçlarınızı tamamen kaybetmeden önce uzmandan yardım almak. Öncelikle kan tahlili yaptırarak demir, tiroid, östrojen (kadınlar için) hormonu seviyenizi ölçtürmeniz yerinde olacaktır. Doktorunuz bunlarda eksiklik görmediyse o zaman sorun genetik olabilir.
Saç dökülmesi için önerilen ilaçlar ve tedavi :
Rogaine (minoxidil içeren ilaç): Doğrudan deriye uygulanıyor ve kan dolaşımını hızlandırıyor. Bu sebeple saç kökleri daha iyi besleniyor, bol oksijen alan saç hücreleri güçleniyor ve daha kalın saçlara sahip olmanızı sağlıyor. Hamile ya da emziren annelerin kullanmaması öneriliyor.


Propecia (finasteride içeren ilaç): İyi huylu prostat büyümesini tedavi etmek için hazırlanmış bir ilaç. Zaman içerisinde Finasteridin yan etkisi olarak saç fölikillerinin yok olmasına da neden olan bir androjen olan DHT' ye (dehidrotesteron) dönüşmesini engellediği keşfedilmiş ve 1997 yılında saç dökülmesine karşı kullanılmak üzere FDA tarafından onaylanıp Propecia adı altında satışa sunulmuş. (Hamileler ya da anne olmayı planlayanların kesinlikle almaması gerekiyor. Yapılan araştırmalarda tüm kadınlar üzerinde başarılı olmadığı görülmüş)

 




Amerikan Tıp Derneği’nin (JAMA) yayın organında çıkan makalede ıspanak, havuç, brokoli ve meyvelerde bulunan bitkisel hormonların (fitoöstrojenler) anti-kanserojen özelliğe sahip olduğu kaydedildi.

Houston’daki Teksas Üniversitesi uzmanları, fitoöstrojenlerle tedavinin kanser hücrelerine karşı koruyucu etki sağladığını, ancak beslenme düzeniyle akciğer kanseri arasındaki ilişkinin şimdiye kadar yeterince araştırılmamış olduğunu belirttiler.

Uzmanlardan Matthew Schabath, “Araştırmamız, akciğer kanseri hastalarının, sağlıklı insanlardan daha az fitoöstrojen tükettiğini gösterdi” dedi.

Araştırmanın, benzer hayat tarzı süren 1674 hasta ile 1735 sağlıklı insan arasında, 1995 ile 2003 yılları arasında yürütüldüğü kaydedildi. Araştırmacılar, bu sonucun daha geniş kapsamlı çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini belirttiler.

Ağız ve Diş Sağlığı

27/11/2008 · Kategori: SAGLIK

Ağız Sağlığı ve Diş Sağlığı

Yetişkinlerde ve Çocuklarda Diş Sağlığı
Ağız ve diş sağlığı, patojen mikroorganizmalardan, soğuk, sıcak, sert gibi fi­ziki etkenlerden en çok etkilenen organlardır. Fetüsün gelişimi, annenin hamilelik dönemindeki beslenmesiyle yakından ilgilidir. Ağız ve diş sağlığı, bu nedenle doğumdan önce başlar. Doğumdan sonra devam eder. Yaşam boyu izlenerek bakım ve tedavisi yapılır.

Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur ve Diş Sağlığı Hakkında Bilgiler

Dişlerin sağlığı; beslenme, özellikle D - C ve A vitaminlerini ve kalsiyum, fosfor, flor gibi mineralleri yeterli ve dengeli şekilde alma ile sağlanır.

Bakımsız ve çürük dişler en tehlikeli enfeksiyon kaynağıdır. İleri yaşlarda ortaya çıkan kalp ve damar hastalıkları, romatizmal hastalıklar, böbrek hastalıkları ve diğer bazı hastalıkların nedenleri diş çürüklerine yerleşen daha sonra vücuda kan yoluyla yayılan patojen mikroorganizma­lardır.Çürük dişler, ağız sağlığını bozar. Sindirim sistemi hastalıklarına ve ağız kokularına neden olur. İnsanın fizik görüntüsünü kötü yönde etkiler.

Dişler, her yemekten sonra günde en az iki defa ve yatmadan önce yeterli bir süre fırçalanır. Diş macunu ve fırçanın seçimini bilinçsizce seçmek sağlık yerine dişlere ve diş etlerine zarar verir. Unutulmamalıdır ki her çeşit diş fırçası fırçalama tekniğine uygun yapıda değildir. Diş macununun fazla kul­lanılması, ağız florasını bozması ve ağızdaki fagositleri öldürmesi bakımından sakıncalıdır.

Çok sıcak, çok soğuk, sert yiyecek ve içecekler diş minesinin çatlamasına neden olurlar. Kristal şeker ve benzeri şeylerin çiğnenmesi de dişlerde çatlamaya yol açar. Şekerli yiyeceklerden sonra dişler fırçalanmazsa solunumdaki C02 ve karbonhidrat diş çürümesine neden olan asitler açığa çıkar. Asitler dişte kaviteler meydana getirir. Ağız Ph'sı, asit ortama doğru kayar. Ağız, florası bozulur, ağızdaki fagositler yetersiz kalır.

ÖNEMLİ.....!

13/11/2008 · Kategori: SAGLIK

Sağlıklı bir yaşam için,alınan besinlerin iyi bir şekilde sindirilmeleri,sindirilmeyen artıkların ise vücuttan dışarı atılması gerekir.Dışkının vücuttan atılmasındaki zorluk haline de "kabızlık" denir.Özellikle zayıflama diyetlerinde bu periyot gün aşırıya çıkabilir.Alışılagelmiş beslenme düzeninde azaltmaya gidildiğinde dışkılama periyodunda meydan agelecek bir-iki günlük sapma normal karşılanıyor.Ancak bu süre uzadığında bağırsaklarda bekleyen atıklara dğerleride ekleniyor.Bu kolon bağırsağın genişlmesine yol açıyor.Bağırsaklarda bekletilen atıkların suyunun da bağırsak tarafından emilmesi de katılaşmaya ve dolayısıyla da kabızlığa yol açar.
Kabızlığın başlıca sebeplerinden bazıları;Çok çay içmek,fazla miktarda elma,armut,ayva gibi meyveler yemek,portakal,mandalina ve limon gibi meyveleri kabuğuyla yemek,magnezyum eksikliği,yeterince sıvı almamak ya da fiziksel hareketsizlik.
Uzamanlar çayda bulunan tanen maddesinin vücuda fazla alınmasının bağırsak hareketlerini bozduğunu ve tembellik oluşturduğunu belirtiyorlar.Gün boyunca içilien 3-4 bardak açık çay kabızlığa neden olmazken,4-5 bardak demli çay kabızlığa yol açabilir.Elma ve armuttaki pektin maddesi de kabızlığa yol açan sebeplerden...Kabızlıkta ifli posalı bitkiler almak gerekiyor fakat bunları baklagillerden,taze sebzelerden,fazla saflaştırılmamış tahıl ürünlerinden ,meyvelerden almamız gerekiyor.Magnezyum eksikliği de kabızlıpın başka bir nedeni.Bu durum genellikle kadınların mentrasyon(adet dönemi) öncesi yaygın.Ayrıca idrar söktürücü ilaçlar kullanılan bireylerde de magnezyum eksikliği görülmekte.

BUNLARA DİKKAT EDİN

*Bağırsağınızı terbiye edin.Bunun için hergün aynı saatte tuvalete gidin.
*Sabaha aç karnına erik ve kayısından yapılmış marmelattan bir kaşık alıp üzerine su için.
*Çayı az ve açık için.Eğer çayı çok seviyor ve çok içiyorsanız içine limon sıkın
*bol sebze ve meyve yiyin.Her gün en az 4 kez meyve ve sebze yemelisiniz.
*Fazla saflaştırılmamış tahıl ürünleri tüketin.Ancak kepeğe aşırı yer vermeyin.Çünkü kepekte fazla miktarda bulunan fitik asit demir emilimi engellemekte dolayısıyla kabızlığa neden olmaktadır.
*Kurubaklagillerden bolca tüketin.



Sezaryen mi normal doğum mu?

13/11/2008 · Kategori: SAGLIK

Sezaryen mi normal doğum mu?
Anne ve baba adaylarının en çok zorlandığı konu, doğum şeklinin nasıl olması gerektiğidir.

Annenin hayatını tehlikeye sokacak durumlarda sezaryen öneriliyor.
Dünya üzerinde en sık yapılan ameliyatlardan birisi olmasına karşın; sezaryen riskli ameliyatlardan birisi olarak kabul edilmektedir. Ancak annenin veya bebeğin hayatını tehlikeye sokacak herhangi bir durumda, doğum sezaryenle gerçekleştirilmelidir. Sezaryen ameliyat oranları hızla artmakta ve gün geçtikçe endikasyonlar genişletilmektedir. Ama bazı durumlar da gerçekten normal vaginal yoldan doğum beklenmemeli ve sezaryen yapılmalıdır.

En sık sezaryen sebeplerinden biri daha önce sezaryen ameliyatı geçirmiş olmak ve Distosi'dir -bebek ve annenin doğum kanalı arasında uyumsuzluk- Bunlardan başka makat doğumlar, bebeğin eşinin doğum kanalını tam olarak kapattığı durumlar, geçirilmiş rahim iç duvarı operasyonları, bebek kalp atışlarının bozulması, kordon sarkması durumlarında da sezaryen doğum yapılmalıdır.

Peki isteğe bağlı sezaryen yapılabilir mi? Aslında bu sorunun pek çok etik, sosyal ve kanuni çelişkileri mevcuttur. Hasta kendi kendine sezaryen kararını verebilecek yeterli donanımda mı? Eğer hasta kendi isteğiyle sezaryen olduktan sonra, sezaryene bağlı bir sorun çıkarsa, bunun sorumlusu doktor değil midir? Bu hususta bir de operasyonun mali yükü mevcuttur elbette ki. Günümüzde devlet hastanelerinde isteğe bağlı sezaryen yapılmamaktadır. Ancak devlet hastanelerinin çoğunda sezaryen operasyonu için yeterli teknik altyapı ve personel mevcuttur. Başlıktaki sorunun hala kesin bir cevap olmadığı çok aşikardır. Ancak her iki doğum şeklinin de kendince riskleri mevcuttur.

« Önceki ::